TTMD’nin düzenlediği Denizlerde Müsilajın Çevresel ve Toplumsal Etkilerikonulu çevrimiçi seminer 7 Ekim 2021 tarihinde yapıldı. TTMD Su Komitesi Başkanı Melek Yıldız’ın moderatörlüğünü yürüttüğü seminere Çevre Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kahraman konuşmacı olarak katıldı.
Açılışta TTMD Su Komitesi hakkında bilgilendirme yapan Melek Yıldız, komite olarak teknik bilgi birikimi ve hesaplama yöntemleri konusunda TTMD içinde bir hafıza oluşturarak ortak bir standarda ulaşmak ve insanoğlunun yaşamsal kaynağı olan su konusunda farkındalık etkinlikleri yapmayı hedeflediklerini söyledi.
Sözlerine Müsilajın tanımını yaparak başlayan Ahmet Kahraman; “Genel tanımına bakarsak hemen tüm bitki ve bazı mikroorganizmalarda olan bir yapıdır. Genelin dışına çıkıp baktığımızda fitoplanktonların salgılarını deniz salyası olarak gördük. Sürekli olan bir süreçtir bu. Bizim yaşadığımız bir nüfus patlamasıydı ve bu bizim gözümüzü rahatsız etti aslında. Neden olduğundan önce, kaynak ve nedeni ayırmalıyız. Her mevsim dönüşünde, deniz suyu müsilaj için ideal sıcaklık noktasına geldiğinde bu olay tekrarlanabilir. Karbon, azot, fosfor dediğimiz kirleticiler kaynağını oluşturmaktadır. Endüstriyel, tarımsal faaliyetler yoluyla Marmara Denizi’ne gelmektedir. Bu kirliliğin yıllar içinde birikimiyle müsilaj oluşmuştur. Aslında müsilaj sorun değil, sonuçtur. Kaynağını kirleticiler olarak belirtip; izlenmesi ve kontrolü gerekenin kirleticiler olduğunu ifade ettikten sonra nedeninin de siyasi iradenin konuya bakış açısı olarak ortaya konması gerekmektedir” dedi.
Müsilajın sadece gözümüzü rahatsız ettiğini ama asıl mücadele edilmesi gereken konunun kirlilik olduğunu ifade eden Kahraman, müsilajın ortaya çıkmasıyla birlikte yapılan denetimlerin yeterli olmadığını, deniz yüzeyinden toplanarak problemin giderilemeyeceğini, İstanbul’da yeterli atık su arıtma tesisi olmadığını ve bu nedenle milyonlarca metreküp kirli suyun denize katıldığını belirtti. Dünyada tüm denizlerin ortak kıyılara sahip ülkelerin yaptığı protokollerle korunduğuna ancak Marmara Deniz’in tüm kıyılarının bize ait olduğu için herhangi bir koruması olmadığına dikkat çeken Kahraman, Marmara Eylem Planının 2021 yılında yapılmasını geç kalınmış bir uygulama olduğunu söyledi.
Katılımcılardan gelen soruların yanıtlandığı bölümün ardından etkinlik sona erdi.



